Sema Aslan

Milliyet Gazetesi. 19 Şubat 2002

SOKAĞIN ŞİDDETİSOKAĞIN ŞİDDETİ
Gönül Kıvılcım’ın ilk romanı “Jilet Sinan”da aşkları ve argolarıyla sokak çocukları yer alıyor.

İlk ve tabii ki son romanı bir hamlede okunan Gönül Kıvılcım, babasının izinde gidip ekonomi okuduysa da misyonun bu olmadığını keşfetmekte gecikmedi. Ve Norveç’te Kitle İletişim okuyup cevval bir gazeteci oldu. Kıvılcım, kuzeydeki o soğuk ülkeyi terk etmeden evvel Türklerin Kuzey Denizi’ndeki balıkçılarla ilgili röportajlardan geçilmeyen Norveç haberlerinden ne kadar sıkıldığını anlatan bir de tez hazırladı. Daha sonra Almanya’da yıllarca Alman televizyonu için çeşitli konularda programlar yaptı. Aşkı da ihmal etmedi. Bir Alman gazeteciyle evlendi ve bu aşk vesilesiyle Almancaya da aşık oldu. Yurda döndüğünde de Kanal 6 ve Radikal’de gazeteciliğe devam etti. Ve bir gün genç kızlığında annesinin geç saatlerde odasından sızan ışığı görüp söylediklerini anımsadı: “kızım bunca okumadan sonra, ne zaman yazmaya başlayacaksın?” ve daha fazla geciktirmemeye karar vererek yazının başına geçti. Yazı dışındaki vaktini oğlu Yakup ile birlikte kum havuzlarında geçiren 38 yaşındaki Kıvılcım, bir öykü kitabı ve bir roman ile annesini yanıtlamış oldu.
“ONLAR HAYTAYDI, AKILLARI KIZDAYDI”
Sizi Jilet Sinan’ı yazmaya ne itti?
Bazen öyle olaylarla karşı karşıya kalırız, öyle insanlarla çevrilmiş buluruz ki kendimizi, yaşadıklarımız sonucunda farklı noktaya geldiğimizi görürüz ve tüm bunların sonunda içimizde bir kitap taşıdığımızı fark ederiz. Benim için de böyle oldu. Gazeteciydim ve bir haber vesilesiyle sokak çocuklarıyla tanıştım. Çok çarpıcı bir dünyaydı benim için. Genelde bir haber yazılır ve gidilir. Ama ben gidemedim. Farklı bir dünyanın kapısını aralamakta olduğumu hissettim.
O farklı dünya sizi korkuttu mu?
Benim için anahtar kelime “merak”tı. Onların dünyasını merak ettim. O dünyaya girmeme önce izin vermediler. Çok da kolay olmadı o dünyaya girmek. Hem gazeteciydim hem kadındım. Bir kere gazetecilerden nefret ediyorlar. Yanlarına gittiğimde teybimi çıkarmadım mesela. Benim asıl kaygım bunun bir adımı ötesine gitmek ve onların ruhlarına bakmaktı aslında. Çünkü sokağın şiddetini kolay kolay dile getiremiyorlar ve kimseye güvenmiyorlar. Epey bir zaman bana hikayeler uydurdular.
Bunların hikaye olduğunun farkında mıydınız?
Aynı olayı beş gün içinde beş farklı şekilde anlatırlarsa anlıyorsunuz tabii. Ya da yaşamı ti ye alarak konuşmaları… Onların da kendi savunma mekanizmaları var. Benim asla uğramadığım ayaküstü birahanelere gittik ve yavaş yavaş onlar kendilerini açmaya başladıkça duyarlı yüzlerini görmeye başladım. Hepsinin yüzü yaralarla dolu, kollarında yirmişer-otuzar jilet yarası… Ama birden bire, kaldığı otel için yazdığı şiiri okudu gençlerden bir tanesi. Onların da bizim bilmediğimiz derinlikleri olduğunu anlıyorsunuz. Ben de “Jilet Sinan”da bu derinliği anlatmaya çalıştım.
Jilet Sinan gerçek bir kahraman mı yoksa gözlemlediğiniz gençlerden ortak paydalarla yaratılmış bir hayal mi?
Sokakta Jilet Sinan yoktu, ama benim karşılaştığım pek çok çocuğun, gencin birleşimi o. Sadece gerçekliği anlatmak isteseydim sosyoloji kitabı ya da gazete haberleri yazardım. Ama ben sezgilerimden yola çıktım ve o gerçekleri tabii ki biraz dönüştürdüm. Fakat edebiyattan anladığım sadece hayalle yetinmemek, yaşamın da bilgisinin olması edebi eserlerde.
Kendinizi bu ilişkide nerede konumlandırdınız?
Arkadaşlarıydım; çok fazla içlerinde değildim, fakat dışlarında da değildim. Ben onları sevdim ama onların arasında biraz da bilgi toplamak için bulunuyordum; bunu da biliyorlardı.
Çok yoğun bir şekilde argo kullanmışsınız
Hiç bilmediğim bir dildi o. Ama kitabı okuyanlar şaşırıp,”bir kadın olarak neredeyse hiç hatasız nasıl becerdiniz argoyu kullanmayı?” diye soruyorlardı. Bunu yapabilmek için içlerinde olmak gerekiyordu.
Kitapta aşk ve kıskançlıkta var…
Onlar da aşık oluyor. Ve sokağın bütün şiddetine rağmen yaşıyorlar aşkı da.
Sokakta bile aşk korkuyla yan yana
Aşk zaten acımasızdır, kan kusturur. Sokakta daha da acımasız oluyor, çünkü zamansızlık ve mekansızlık var orda. Biz şehirliler, aşk imkansızdır deriz; sokakta aşk iyice lüks oluyor.

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yazın

E-mailiniz yayınlanmayacak.